top of page

Tütünün Kısa Tarihi

  • Yazarın fotoğrafı: eie
    eie
  • 8 Tem 2020
  • 4 dakikada okunur

Tütün şamanlar tarafından keşfedilmiştir. Ruhlarla iletişim kurduklarına inanılan şamanların (Uygurca'da "otacılar"ın) esas görevleri, doğadan topladıkları bitki, çalı çırpı ile hazırladıkları özel karışımlarla insan hastalıklarına çare olacak ilaçlar hazırlamaktır. Vaka sayılarına ve nesilden nesile aktarılan bilgilere paralel kazanılan tecrübeler, otacıların ilkel farmakolojinin babaları ilan edilmesine sebep olmuştur. Bu tecrübeler arasında, bazı bitkilerin buhara tutulunca daha hızlı etki gösterdiği,, bazı çiçeklerin suyla temasından sonra daha fazla hastalığa deva olabildiği gibi gözlemler yer almakta.


İlah olmayan şamanların bütün hastalıklara çare olamadığını fark eden halk, ölülerin sayısının gittikçe artması karşısında, başarısızlıklarından dolayı şamanları ya kabileden sürmüş ya da öldürmüştür. Canının kıymetini bilen şamanlar ise, farklı teknikler deniyor, yeni keşifler edinmek için can başla çalışıyordu.


Tam da bu dönemde, muhtemelen yıldırım düşen bir tarım bölgesindeki rahatlatıcı etkisi olan dumanın keşfedilmesi ya da bazı bitkilerin yandıktan sonra insanda meydan getirdiği uyuşturucu tesirin fark edilmesi gibi tesadüfi olaylar şamanların hayati gidişatını ipten almıştır. Yaprakların yanmasıyla tüten ve sarhoş etkisi oluşturan bu şey, tarih sayfalarında yazılı olmayan yeni bir çağ başlattı adeta. Milyonlarca, hatta günümüzde milyarlarca bağımlısı olan meta - “tütün” bu şekilde ortaya çıkar.


Tütün, ticaret ürünü adı altında ilk olarak Avrupa'nın liman kentlerine getiriliyor ve zamanla tüm kıtaya pazarlanıyor. İspanya burada kritik bir rol oynayarak, ilk sigara fabrikalarını kuruyor ve kraliyet aileleri arasındaki akrabalık ilişkilerini de kullanarak, tütünü Avrupa'nın diğer saraylarına da ulaştırıyor.


Yeni pazarlandığı dönemlerde, aristokrasiye hitap eden tütün, zamanla adım adım yukarıdan aşağıya halk tabakalarını dolaşmaya başlar. Kısa sürede zengin, fakir ayırt etmeksizin herkesin ulaşabileceği konuma gelerek, devletlerin ithalat giderlerinin artmasına yol açar. Devlet babaları, bu giderlerin önünü kesmek için yasaklar oluşturur. Devlet tarafından konulan yasaklara ve vergilere oldu olası mimli olan halk, isyana başlar.

Tütün Festivali 1953 Richmond

Kaynak kitabımızın yazarı (kaynakça aşağıda) Bluhm, tütün yasağı karşısındaki isyanlardan birine kendi memleketinden bir örnek verir: evvel zaman içinde, Almanya'da giderleri düşürmek için konulan yasak karşısında halkın agresif tepkisi, prenslerden birinin tek başına halk önüne çıkmasına ve ve tütün yasağının kaldırıldığını haykırmasına neden olmuştur. Bu şekilde, büyük cesaret gösteren prens, kraliyet ailesini gözü dönmüş halkın elinden kurtarmıştır.


Ticaret savaşlarıyla cebelleşen ve ekonomisi zarar gören devletler, dönemin alimlerine tütünün zararları konusunda kitaplar yazdırarak, yasağı destekleyici önlemler almaya çalışır. Tam zıttı iddia eden fakat aynı politikayı uygulayan düşman devletler, bu sefer de tütünün yararları konusunda kitaplar bastırıyor. Halkın her iki tarafı da tiye almadan tütün kullanımına devam etmesi ise durumun trajikomik kısmına ayna oluyor. O dönemin şartlarıyla, koku ve tat kaybı, nefes darlığı gibi basit gözlemler yapılırken, yakın tarihlerde, teknolojik gelişmeler sayesinde, işlemiş tütünün sağlığa ciddi boyutta zararlı olduğu kanıtlanmıştır.


Vücudu mahvettiğine dair yapılan onca bilimsel araştırmaya ve akademik makalelere rağmen, insanoğlu yaşam standardından ve bayağı zevki sefasından asla taviz vermeyerek, sigara kullanımına devam etmekte. Her geçen gün kendine bağımlı kurban sayısını da gittikçe arttırarak, neredeyse tüm dünyaya egemen olmakta.


II. Dünya Savaşı sırasında Amerikan sigaralar havada kapışılırken, Almanlar aç karınlarını bu sigaralar karşılığında yaptıkları besin takasıyla doyuruyordu. Bu dönemde, maaşlar da sigarayla ödeniyor; iyi bir zam, aylık maaşın 100 sigaradan 150 sigaraya çıkarılması şeklinde düşünülüyordu.

Bluhm, füze krizleri döneminde Küba'ya Amerika tarafından uygulanan ticaret yasakları başlamadan önce, JFK başta olmak üzere pek çok politikacının, kutu kutu Havana purosu depoladıklarını iddia ediyor. Hatta öyle ki, bu ticaret uzun bir süre gizliliğini koruyarak devam etmekteymiş.


Günümüzde tüketici ve hızlı yaşama uyum sağlayabilen en gözde tütün çeşidi "sigara"dır. Uzun içimiyle ciğerleri, dolayısıyla, içicilerini yoran puro, ya da hazırlık aşamalarıyla vakit harcanması gereken, seremonisi kadar ceremesinin de uzun sürdüğü pipo gözlerden düşeli çok oldu. Eskiden para birimi olarak bile işlev görmüş olan saygıdeğer(!) meta olan sigaranın, sanayileşme ile üretimi artar ve maliyeti düşer. Kapitalizm, en ölümcül keşfi, en kolay yolla ulaşabileceğimiz konuma getirir. Stresli bir anda, tek yapmamız gereken, elimizi cebimize atarak paketi çıkarmamız ve hemen yanındaki çakmakla aheste tesirli zehri dudaklarımızın arasında ateşleyerek, faal hale getirmemizdir.


Yapılan araştırmalara göre günümüzde Türk toplumundaki yetişkinlerin üçte biri sigarayla tanışıyor ve bunlardan yalnız beşte biri sigarasız yaşama geri dönebiliyor.*

Türk topraklarına 1600'lü yıllarda İngilizler tarafından sokulan tütün, kısa süre içerisinde "Türk gibi içmek" deyimiyle Avrupa'ya geri dönüt oluşturmuş ve ecnebi topraklarında bir ön yargıya neden olmuştur. Birbiri ardına sürekli sigara içmek Türk gibi içmek demekmiş.





Fransız filozof Annie Leclerc tarafından "çağımızın duası" olarak nitelenen sigaranın, sadece ilk nefesi stresi gideriyor, sonraki içim süreci ise tamamen el alışkanlığından kaynaklanıyor.*

Tekerlek gibi önem sahibi bir buluş olan tütün, sanatın her dalında da referans olarak alınmış ya da atıfta bulunulmuştur. Özellikle, roman ve öykülerdeki dedektiflerin pipo tercihleri, bir dönem ağırlıklı olarak kullanılmıştır. Yakın zamanlara doğru yol aldığımızda görürüz ki, kurmaca eserler de dahil olmak üzere sinemadan tiyatroya birçok alanda tütün imgesi olarak, sigara tercih edilmekte.


Düşünce, sanat, yaşayışımızda yer edinen tütün, halk dilimizde de çok çeşitli argolarla karşılığını bulmuştur; yetmemiş, rüya yorumları edinmiş, kendisi ve kendisiyle beraber teçhizatları bilmecelere cevap olmuştur. Kısacası, tütün kültürümüzün bir ögesi haline gelmiş, adeta kök salmıştır.


Rüyada kendisini sigara içerken görmek genç erkek için bir atılımı yapacağına, orta yaşta erkek için bozmaya mecbur olacağı can sıkıcı bir dostluğa, genç bir kız için zengin bir fabrikatörle evleneceğine, evli kadın için ise üzüntülü ve endişeli günlerin başlayacağına işaret eder.

Yıllar önce yazdığı bir şiirde, Enis Batur, sigarayı "sevdiği türde yavaş intihar" olarak tanımlamıştır. Kabul etmek gerekirse, tütün ve yavaş dağılan dumanı, imge yaratımına uygun bir görüntü oluşturmakta.




Bir gün seni bırakırım ya tütünü bırakmak gibi bir şey olur bu Evet, gün geliyor, bıkıyorum senden, ama İstanbul’dan bıkmak gibi bir şey olur bu.

Cemal Süreya









KAYNAKÇA


*Araştırmalar Türk toplumundaki yetişkinlerin üçte birinin sigarayla tanıştığını ve bunlardan ancak 5'te 1'inin sigarasız yaşama geri dönebildiğini gösteriyor -kaynak: https://www.hurriyet.com.tr/gundem/turk-kadinlari-tutune-sari-sabir-agaci-ve-mastika-katip-sigara-tarzlarini-yaratmislar-192252

*KİTAP kaynağı: Detlef Bluhm - Kolomb'dan Davidoff'a Tütün

*Sigaranın sadece ilk nefesi stresi alır, sonrası el alışkanlığıdır - Dr. Yalçın Günal

Biyokimya ders notlarımdan

Yorumlar


bottom of page