Okumayı Yeniden Sevdirecek 5 Kısa Kitap
- eie
- 3 May 2020
- 3 dakikada okunur
Güncelleme tarihi: 2 Haz 2020
Karantina süresinde, kitaplar çok uzun ve yorucu geliyor diyorsanız, tam size göre bir liste hazırladım. Heyecanınızı diri tutacak ve tek oturuşta bitirilecek kitaplar olmasına özen gösterdim.
5- Martı Jonathan Livingston

Hava kuvvetlerinde görev yapmış eski bir pilot olan Richard Bach, on binden az kelime kullanarak okuyucuya sunduğu bu kitabında, tüm eserlerinde olduğu gibi uçma eylemine olan tutkusunu anlatmıştır. Fakat anlatım yolu için kendi bakış açısını tercih etmemiş, meraklı martı Jonathan Livingston'u aracı olarak görmüştür. Martı Jonathan uçmayı öğrendiğinden beri yeteneğinin anlam arayışı içerisindedir. O, sürüsünün aksine uçmayı avlamaktan ve beslenmekten çok daha farklı görmekte. Kendi düşünce sınırlarının dışına çıkmak istiyor, fakat sürüsü tarafından kurallara uymadığı için aykırı biri diye tanımlanıyor. Jonathan diğerleri tarafından dışlanarak sürüden atılıyor. Martıların bilmediği bir şey ise, Jonathan'ın içindeki merak duygusunun hiçbir düşünce sınırına sığamayacak kadar güçlü olduğudur. Kısa ama insanın ufkunu genişleten bu kitaba başlamadan önce okuyucuların kendisine bu soruyu yöneltmesinde fayda vardır: özgürlük nedir? Cevabı bilmiyorsanız eğer, martı Jonathan'la beraber verimli bir yolculuk sizi bekliyor.
şimdi tercih senin. ya burada kalıp öncesine göre biraz daha yüksek olan bu bilinç düzeyini öğreneceksin ya da geri dönüp sürüyle çalışmaya devam edeceksin.
4- İnci

1940 Pulitzer Ödülü ile 1962 Nobel Edebiyat Ödül'lü Johne Steinbeck'in İnci romanı ruhumuza dokunuyor.
Kızılderili, yoksul inci avcısı Kino ve eşi Juana'nın bebekleri Coyotiyo'yu akrebin sokmasıyla hikaye başlar. Bebeklerinin hayatını kurtarmak için paragöz doktordan çare bulamayan ailenin tek umudu, Kino'nun dedesinden miras kalan kanosuyla çıkacağı inci avıdır.
Bir şeyi aşırı istemek iyi değildi. Sırf bu yüzden bir şeyin olacağı varsa bile olmazdı. İnsanın isteği dozunda olmalıydı.
3-Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu

Listeye Zweig'ın eserlerinden birini eklemeden yapamazdım. İntihar etmeden önce kaleme aldığı "Satranç" eserinden daha çok sevdiğim bu kitabı, platonik bir aşkın doruk noktasını anlatmakta. Her şey bir kadının sevdiği adama bir mektup göndermesiyle başlar. Bu mektupta isim yoktur, sadece bir kadının hayatı ve tanımını kendisinin koyduğu "aşk"ı vardır.
Sen, beni asla, asla tanımayan, bir su birikintisinin yanından geçercesine yanımdan geçip giden, bir taşa basarcasına üstüme basan, hep, ama hep yoluna devam eden ve beni sonsuz bir bekleyiş içerisinde bırakan sen, kimsin ki benim için?
2-Palto

Dostoyevski, "Hepimiz Googl'un Palto öyküsünden çıktı" diyor. Edebiyat tarihinin en önemli eserlerinden biri olan Palto'da Akakiy adlı bir adamın çektiği sıkıntılar ve acılar yalın dil vasıtasıyla tüm çıplak gerçekleriyle ortaya konulmuş.
Böyle durumlarda genç adam yüzünü ellerine gömer, insan kalbinde ne az insancıllık olduğunu, eğitimli, herkesin iyi ve yüce saydığı insanlarda bile ne çok kabalık ve acımasızlık bulunduğunu düşünürdü.
1- İnsan Ne ile Yaşar

Klasikler içerisinde insanoğluna ve varlığa karşı sonsuz sevgisiyle en büyük isimler arasında yer alan Lev Tolstoy'u bilmeyen yoktur herhalde. Lev Tolstoy, yaşamın bedende değil, ruhta olduğuna inanır ve ölümsüzlüğe ulaşmak isteyenin zihnindeki bedensel olmayan şeyi bulmasıyla gerçekleştiğini söyler. Günlük hayatımızda bu soruyla karşılaşsak, birden fazla yanıt sunarız. Kimisi ailesi için, sevdikleri için, kimisi idealleri, hırsı ve kariyeri için yaşar. Bazıları vatana millete olan gönül borcuyla ve borcu ödemek hedefiyle sürdürür hayatını. Şimdilerde çoğu insan için cevabı "para" olacaktır belki de. İnsanı insan gibi yaşatan şeyin çok fazla para olduğuna her zaman daha fazla kazanmak gerektiğine inananlarımız elbet vardır. Doğrudur da kimisine göre, yetinmesini bilmeyen insanlar her zaman daha fazlasını isterler. Çünkü insanoğlu nankördür ve bir değil, beş değil, sonsuz kadar, yaşadığı sürece edinebileceği kadarını ister. Tüm umudunu tek bir hedefe kitleyerek yaşayanlar da vardır. Umutsuz bir insan havasız bir fanusta kalan bitkiye benzetilir. Geleceğe olan umut, anı yaşamayı engeller kişiye. Geçmişe kızgınlık ve kırılganlık ise mutsuz eder. Tüm bu duygu ve düşünceler, karmaşık yapısı kendisine yetmezmiş gibi insanı çileden çıkarır. İşte tam burada Tolstoy'un hikayeleri devreye girer. Kısa ve özlü sözler kullandığı bu hikayeleriyle Tolstoy, direkt mesajı verir okuyucusuna.
Tolstoy'un insana ve yaratılana olan sevgisi, umudu sonsuzdur. Bir aksakallı dede gibi size hayatınızda kolaylık sağlayacak ipuçlarını verir ve bununla yetinmeden destekler sizi. Bisiklet sürmeyi öğreten ebeveyn gibi, siz farkında olmazken ellerini bisikletten çekmiş ve sizi ilerleyeceğiniz yolda özgür bırakmıştır. İçinde bol ahlak dersi barındıran ve inanç konularını tazeleyen bu kitapta altı hikaye bulunmaktadır. Her bir hikayede yeni bir kapı açılacak ve hepsi sizi aynı yola götürecektir, sevgi yoluna.
Bundan sonra şu gerçeği unutmayın: tek önemli vakit vardır; içinde bulunduğumuz an. O an en önemli vakittir, çünkü sadece o zaman elimizden bir şey gelebilir. En önemli kişi, kiminle beraberseniz odur, zira hiç kimse bir başkasıyla bir daha görüşüp görüşmeyeceğini bilemez; ve en önemli iş iyilik yapmaktır, çünkü insanın bu dünyaya gönderilmesinin tek sebebi budur.
Sevdiğiniz kitapları benimle paylaşmayı unutmayın. İyi okumalar :)


Yorumlar